blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Mesafe ve Derinliği Algılayabilmek İçin Kaç Göze İhtiyacınız Var?

Tek.

Her iki gözünüze de ihtiyacınız olduğunu sanabilirsiniz,ama öyle değil.

Derinlik algısını çoğunlukla her bir gözün oluşturduğu farklı bakış açılarının yarattığı doğrudur.Üç boyutlu filmlerin çalışma prensibi de budur,iki farklı kameradan gelen görüntüyü birleştirirler.Bir şeye baktığımızda,sağ ve sol gözlerimiz arasında bölünen görsel veriler ile tek bir ‘görüş alanı’ yaratırız.Her iki gözümüzden gelen sağdaki alan beynimizin sağ tarafına,alanın sol tarafı da beynimizin sol tarafına gider.Beyin bunları yekpare bir görüntü haline getirir.

Ama beynimiz uzaklığı tek gözle de belirleyebilir.Şayet tek gözünüz görme gücünü kaybeder ise,beyniniz diğer gözden gelen veriyi işleyip vücudunuzun hareketine göre yerleştirir.Ardından bu görsel ve görsel olmayan ipuçlarını birleştirerek derinlik algısını oluşturur.

Aslında ‘görmek’ için göze bile gerek yoktur.

Amerikalı nörobilimci Paul Bach-y-Rita (1934-2006) tam 30 yıl boyunca ‘duyusal ikame’ye ilişkin deneyler yaptı.Vücudun farklı bölümleri farklı tipte duyusal bilgileri topladığı halde,bu verilerin iletiliş şeklinin ‘elektriksel sinir sinyalleri2 hep aynı olduğunu fark etmişti.Teoride bu,sinir sisteminin bir duyuyu bir başkası ile değiştokuş ederek yeni baştan kurulabileceği anlamına geliyor.

Bach-y-Rita 2003 yılında BrainPort adını verdiği cihazı test etmeye başladı.Bu alet,kafanın üzerine yerleştirilen kamerayla görsel veri topluyor,ardından da bu verileri dilimize bağlı bir elektroda gönderilen elektrik sinyallerine çeviriyordu (dilimizde,dudaklar hariç,daha fazla sinir ucu vardır).Dilin hissettiği şey ise görsel verilere denk düşen farklı boy,frekans ve yoğunluktaki bir dizi sinyaldi.Beyin kademeli olarak dile gönderilen imajı ‘görme’yi öğrenir.Sonuçlar şaşırtıcıdır:Bir süre sonra bu cihazı takanlar şekilleri ve harfleri -hatta yüzleri- tanır,kendilerine atılan topları tutarlar.Beyin taramaları bu aleti kullanan körlerin görsel kortekslerinin bile uyarıldığını göstermiştir.

Gözün ani hareketine saccade denir (Fransızca ‘seğirmek’ anlamına gelen saquer kelimesinden gelir).İnsan vücudunun yapabildiği en hızlı harekettir.

Gözlerimiz ayrıca sürekli olarak titreşir.Gözlemlenemeyen ve her biri 20 arksaniye süren (bir derecenin 5.000′de biri) bu küçük hareketlere microsaccade denir.Görmenin olmazsa olmaz bir parçasıdırlar,onlar olmasa kör olurdur.Beyne sinir sinyalleri göndermek için,çubuk ve koni hücrelerinin ışık tarafından devamlı olarak uyarılması gerekir.

Microsaccede’ler ışığın retinaya sürekli çarpmasını sağlar,bu hareketleri gerekesiz bulan beyin ise onları ayıklar.

Beynin görme gücümüzü ne kadar düzenlediğini göstermenin bir şekli de aynanın karşısında durmaktır.Önce bir gözünüze sonra diğerine bakın,ne yaparsanız yapın gözlerinizin hareket ettiğini göremezsiniz (ki bunu başkalarının da göremediği hayli açıktır).