blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

“irk” diye bir şey var mı?

Konu bitkileri ve hayvanları sınıflandırmak olunca, biyologların ırkçı olma gibi bir sorunu yoktur. Bir biyolog size ırkın bir canlı türü içinde kendine özgü kalıtsal özelliklere sahip ve coğrafi bakımdan ayrı bir topluluk olduğunu söyleyecektir -sözgelimi Kenya´nın Tsavo ulusal parkındaki yelesiz aslanlar gibi. Meseleyi tartışmalı hale getiren insanlara olan yaklaşımdır.

Son yıllarda birçok bilimci, belki bilimin geçmişte ırk meselelerini irdelemesinin ne kadar hasar yarattığının derin duyarlılığıyla, insan türü içinde biyolojik bakımdan ırk diye birşeyin olmadığını vurgulamakta ve genetik araştırmalar da bu fikri desteklemektedir. İnsan genomu araştırmacısı Craig Venter ve merhum Stephen Jay Gould gibi evrimci biyologlar, ırkın belirlenebilir bir genetik temelinin olmadığını ileri süren birçok bilimci arasındadır. Günlük dildeki ifadeyle ırk grupları içindeki genetik farklılıkların öbür gruplarla olan farklılıklardan çok daha büyük olduğu anlaşılmıştır. Gould´a göre, insanların yeryüzündeki varoluş süresi (en fazla 170.000 yıl) genetik bakımdan farklı ırk gruplarının evrimle ortaya çıkmasına yetmeyecek kadar kısadır.

Aslında, anlamlı ırk farklılığı belirtileri açısından incelenen hemen hiçbir genetik gösterge böyle bir duruma işaret etmez. Kan tipi ve belirli hastalıklara duyarlılık gibi, ırklar arasında farklılıklar göstermeleri beklenebilecek küçük şeyler bile daha yakından incelendiğinde böyle bir özellik taşımaz. Kan tipleri farklı etnik gruplar içinde oldukça dengeli bir dağılım gösterir ve belirli hastalık duyarlılıklarının çoğunlukla genetik değil, daha çok coğrafi temele dayandığı görülür.

Biyologlar bir ırkın genetik bakımdan ayrı olması gerektiğini ısrarla belirtir. Oysa insan “ırk”ları belirsizdir; fiziksel tip harmanlanışı öylesine ayır edilemez bir yapı gösterir ki, herkesin sonuçta “melez ırk”a mensup olduğu söylenebilir -özellikle de mtDNA´nın (mitokondriyal DNA), yani kadın soy çizgisiyle aktarılan ufak genetik zaman kapsülünün sayısız kuşaklar boyunca değişmemesinin, bu soy çizgisinin herhangi bir ırk grubundan gelmiş olabileceğini göstermesi nedeniyle. Bu bakımdan, birçok bilimciye göre, ırk fiziksel bir gerçeklik değil, kültürel ve sosyal bir kurgudur; milliyetten daha bilimsel değildir. Buna karşı çıkan az sayıda bilimci, küçük olsa bile genetik farklılıkların bulunduğunu ve farklı ırkları ayırt etmek için yeterli olduğunu ileri sürer -fark edilemeyecek biçimde birbirine harmanlanan “bulanık küme”lerden ibaret olmalarına karşın. Bu konu elbette epey önemlidir ve sadece esrarlı bir bilim sorusu değildir; çünkü bağnazlar kendi ırksal tutumlarını haklı göstermek için etnik gruplar arasında genetik farklılıklara işaret eden her türlü bilimsel kanıtı alabildiğince kullanırlar.

Gelgelelim, bilim ne derse desin, çoğumuz gündelik temelde ırkın bir gerçeklik olduğunu varsayarız. Irk, fırsat eşitliğini sağlama çerçevesinde gerek hukukun, gerekse devletin, varlığını kabul ettiği bir kavramdır; çok sayıda resmi başvuruda ve belgede ırk konusunda bilgi istenir. Ve çoğumuz ırkımızı (beyaz, siyah, Asyalı, Aborijin, melez vb.) belirlemede bir sıkıntı çekmeyiz. Küçük yaştan itibaren çoğumuz başkalarının hangi ırka mensup olduğunu sırf görünüşüne bakarak çarçabuk saptayabiliriz – her ne kadar sıklıkla hataya düşülse de. Genetik biliminin vardığı sonuçlar ne olursa olsun, ırkın fiziksel belirtileri genellikle öylesine belirgindir ki, her türlü bağlamda hemen anlaşılabilir. Bir siyah ya da bir beyaz, tamamen farklı bir ırk bağlamında yetişmiş olsa bile böyle tanınır; bu yüzden ırkın bir “sosyal ve kültürel kurgu” olduğunu söylemek yeterli değildir. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, ırk bir gerçekliktir.

Mensup olduğunuz ırk yaşadığınız yerde çoğunluktaysa, ırk meselesini ve hatta (hangi biçimde olursa olsun) o ırkın varlığını kolayca unutabilirsiniz; ama azınlıktaysanız farklılıklar size sürekli hatırlatılır. Bu bazen bir övünme meselesi olsa da, bazen büyük sıkıntı getirebilir.

Böyle etnik farklılıkların gerçekliğinden çok, bizim onlara karşı tutumumuzun daha önemli olduğu söylenebilir. Kimse yaftalanmaktan hoşlanmaz ve ırk en güçlü, en tehlikeli yaftadır.