blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Sence hırslı olmak iyi mi, yoksa kötü mü?

“Hırs iyidir.” Michael Douglas, acımasız finansör Gordon Gekko´yu canlandırdığı 1987 yapımı Wall Street filminde bir şirketi vahşice parçalayıp peyderpey satmaya hazırlanırken böyle der. Yönetmen Oliver Stone´un Gekko´yu bir canavar gibi sunmasına karşın, Thatcher´lı ve Reagan´lı o günlerde böyle sıkı açgözlülük aslında çok revaçtaydı ve Gekko bir tür kahramandı. Hırslı gençler daha otuzuna varamadan ilk milyonlarını kazanma kararlılığı ile borsaya yönelmekteydi. “Bok gibi para” kazanmaya dayalı değer sistemi bütün topluma sızmıştı; hırsını ilan etmede Gekko kadar dürüst insanlar az olsa da, çabuk zenginleşmenin getirdiği yaşam tarzını “al sana” havasıyla sergilerken vicdan azabı çeken pek yoktu.

Mesele sadece bireysel açgözlülüğün geçmişteki lekesinden bir ölçüde sıyrılması değildi; iktisatçılar bunu toplum yararına bir şey gibi teşvik etmekteydi. Bilindiği üzere, Milton Friedman kişisel çıkarın serpilmesine fırsat vermek için mevzuat engellerinin kaldırılmasını savundu. Adam Smith´in laissez-faire (bırakınız yapsınlar) kapitalizminin aşırı bir versiyonuyla, hırsın toplumları harekete geçiren asıl itici güç olduğunu ve dizginlerden kurtulmanın refaha, siyasal ve sosyal özgürlüklere ulaşmanın tek geçerli yol olduğunu arsızca vurguladı. Reagan ve Thatcher yönetimleri altında finans piyasalarının -Londra Borsası´nın 27 Ekim 1986´daki “büyük patlama”sıyla doruğa çıkacak şekilde -kuralsızlaştırılmasına, çok geçmeden para dünyasında bir patlamaya yol açacak muazzam başarı ikramiyeleri eşlik etti.

Gerisini şimdi herkes çok iyi biliyor. Londra ve New York gibi kentler 1990´larda ve 2000´lerin başlarında bir para dalgasına binerek, emlak fiyatlarının tavana vuruşunu ve iş bitirici çocukların 80 sterline sandviç yeme türünden şatafat cümbüşüne kapılışlarını avuç ovuşturarak izledi. Hırs çok iyiymiş gibi göründü. Derken 2008 sonbaharında haliyle her şey tepetaklak oldu; aşırı gerilmiş bankalar derin sıkıntılara boğuldu ve Lehman Brothers gibi kurumlar Midas dokunuşuyla birdenbire çöpe dönüşüverdi. İnsanların geçim yollarının tehlikeye düştüğünü sezmeleriyle birlikte, fikirler neredeyse bir gecede değişti. Hırs bir anda KÖTÜ ve dünyayı yıkımın eşiğine getirmiş düşüncesizce bir bencillikle eşanlamlı hale geldi. Hırslı bankerler yergilerin boy hedefi oldu ve onların hınzırca işler çevirmelerini engelleyecek sıkı düzenlemelere gidilmesi yönünde yaygın çağrılar gündeme geldi. İngiliz milletvekillerinin harcama faturalarını şişirerek sahtekarlık yaptıklarının 2009 ilkbaharında açığa çıkmasının uyandırdığı kamuoyu öfkesi “hırs iyidir” anlayışının tabutuna son çiviyi çaktı; tanınmış şahsiyetler “hırs kötüdür” görüşünü savunmada öne geçme yarışına girdiler. İnsanlar kapalı ortamda kişisel kazanç düşkünlüğünden geri kalmasa bile, şimdi bankerler de dahil çok az kişi yirmi yıl önceki gibi uluorta bağırmayı makul buluyor.

Gelgelelim, görünüşteki bu değişime karşın, 1970´lerin ve 1980´lerin temel inançlar üzerindeki etkisi öyle kolayca silinmeyecektir. İnsanlar, “hırs iyidir” demeseler bile, çoğu kimse bunun kaçınılmaz olduğuna inanıyor. Bayan Thatcher´ın meşum, “toplum diye bir şey yoktur” yorumuyla kışkırttığı azgın bireycilik tablonun bir parçasıydı; aynı şekilde Richard Dawkins´in evrimle ilgili çığır açıcı kitabına verdiği Gen Bencildir adı, genlerimize işleyecek kadar bencil olduğumuzu ima eder gibiydi. İnsanların temelde bencil ve hırslı olduğu ve öyle değilmiş gibi davranmamın boş olduğu hala yaygın bir varsayımdır.

Aslına bakılırsa, 1980´ler ve 1990´larda öne çıkan rekabetçi bireycilik bir tür paranoyayla, doğru hamle yapmayan kişinin büyük olasılıkla kazıklanacağı ya da adam yerine konmayacağı yolunda bir kanıyla birlikte ilerledi. İnsanlar kavgacı ve tuttuğunu koparmada kararlı bir yapıya büründü – hatta “sömürülmeye” fırsat vermenin ahmaklık olduğu ileri sürüldü. Birçok kişiye göre, hırs kötü olsa bile, hayatın bir gerçeğidir. Çoğu insan Gekko gibi açıkça hırsın iyi olduğunu belirtmez; ama katı bir dünyada ayakta kalıp ilerlemek için böyle yaşamak gerektiğine ısrar eder.

Ancak, hepimizin düşünce ve davranış biçimi üzerinde baskın kültürün köklü bir etkisi vardır. Kanımca, bencillik ve paranoya insan yapısının içkin özelliklerinden ziyade, düpedüz toplumdaki bencil ve paranoyak bir dönemin yansımalarıdır. İnsanları farklı bir kültüre koyduğunuzda, tamamen farklı davranabilirler. Ne bankacıları, ne de politikacıları hırslı oldukları gerekçesiyle eleştirmekten yanayım; çünkü çok azı içinde bulunduğu kültürden daha iyi ya da daha kötüdür. Bir bakıma eleştiri başka bir tür hırstır -üstünlük duygusuna dönük bir hırs. Bana kalırsa, hırsın kötülüğü sadece ahlaki rezilliğinden değil, toplum için de kötü oluşundan kaynaklanır. İnsanların hem duygusal, hem maddi anlamda yüce gönüllü olmadığı ve kazanç için aşırı gayret harcadığı bir dünyanın mutlu bir yer olma ihtimali çok düşüktür.