blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

İncil kurmaca bir eser midir?

Ne garip bir soru bu! Kitab-ı Mukaddes‘in kurmaca yapısına ilişkin ilk kısım merak uyandıracak kadar kışkırtıcı görünüyor. “Çıtır edebiyatı” olup olmadığına ilişkin ikinci kısım ise basbayağı tuhaf görünüyor. Çıtır edebiyatına, Kitab-ı Mukaddes‘ten daha uzak bir şeyi hayal etmek zordur.

Anlaşıldığı kadarıyla çıtır edebiyatı terimi 1980′lerin sonlarında Amerikan kampuslarında kadın edebiyat geleneğini – muhtemelen Jane Austen, Bronte kardeşler gibi yazarları -nitelendirmenin bir aracı olarak ortaya çıktı. Ama 1990′larda “çıtır”lara (genç beyaz kadınlara) hitap eden ve “çıtır”ları (havalı, çağdaş, modaya duyarlı, kariyer düşkünü, seks takıntılı geç kadınları) anlatan yeni kadın kurmaca eserler anlamındaki yaftayı kazandı. Kitab-ı Mukaddes‘teki hiç kimse uzaktan bile bu kalıba uymaz – belki Samson’ın sevgilisi Dalila ve Vaftizci Yahya’nın can düşmanı Salome dışında. Kadınlar, Kitab-ı Mukaddes‘te daha çok ikincil bir rol oynar ve cinsellikte ahlaksız (Lut’un kızları), hırsta habis olurlar. Sevimli ve güçlü kadınlara yer verilse de, kararlı olmaktan çok boynu bükük, baştan çıkarıcı olmaktan çok anaçlardır. Kitab-ı Muhaddes çok geleneksel bir toplumda esas olarak erkeklerce yazılmış kitaplardan oluşan iki bin küsür yıllık bir derlemedir. Hayal gücü en uç noktaya kadar zorlansa bile, çıtır edebiyatını çağrıştıran hiçbir yanı yoktur. Şu da var ki, sahiden en müşkülpesent korku filmi hayranlarını tatmin edecek ensest, şiddet, vahşet, cinayet, ihanet ve özel efekt içerir…

Kurmaca olup olmaması çok daha ilginç bir sorudur. Çoğu kilise yetkilisi her kelimesinin lafzi hakikate dayanmadığını uzun süre önce teslim etmiştir. Sözgelimi, sadece köktenci Hıristiyanlardan oluşan bir azınlık, Tanrı’nın şimdiki bütün yaratıkları tam oluşmuş halde barındırmak üzere dünyayı yedi günde harfiyen yarattığına inanır. İnançlı birçok kişiye göre, Kitab-ı Mukaddes hikayeleri gerçek olgulardan ziyade mecazlardır. Ama bu durum tamamen bir kurmaca olduğu anlamına gelmez mutlaka. Cesur Yürek ve Schindler’in Listesi gibi filmler tamamen hayali olmakla birlikte gerçek tarihsel karakterlere dayanır; buna karşılık Titanic ve Pearl Harbor gibi filmler kurmaca karakterleri gerçek tarihsel durumlara yerleştirir. Harry Potter gibi hikayeler bile kurmaca ve gerçek ayrımını bulandırır; King’s Cross istasyonu gibi gerçek mekanları kullanırken, platform 39/4 gibi hayali ayrıntıları katar. Aslında, tarih tarafından anlatılan bir hikaye, gerçek olaylara ne kadar sıkıcı dayanırsa dayansın, genelde tarih ve kurmacayı birbirine sokar -tarihçi kimi yerde boşlukları doldurur, kimi yerde de ayrıntıları atlar. Dahası, çoğu kez iyi bir hikaye kurmak açısından geçmişin olaylarını renklendirme ya da bugünden geriye bakmanın avantajı ile etkilerini yeniden değerlendirme yönünde karşı konulmaz bir dürtü vardır. Birçok tarihçi bu “gelişigüzel” tarihten kaçınmaya çalışmıştır; ama tarihsel belgeler sunulmadığı sürece, tamamen nesnel olmak neredeyse olanaksızdır Bu bakımdan Kitab-ı Mukaddes‘in kurmaca ya da mecazi unsurlar barındırması mutlaka bir kurmaca eser olmasını gerektirmez.

Yeni Ahit temelde İsa’yı, hayatını ve başından geçen olayları anlatır. Esas olarak İnciller ve Episteller biçiminde yazılmıştır. İncil “müjde”, Epistel ise “mektup” anlamına gelir; bu en azından müelliflerinin niyeti konusunda bir ipucu verir. Söz konusu kişiler kendilerini kurmaca bir hikaye yaratmayı amaçlayan yazarlar olarak değil, bir haberi yayan ya da bir kanaati bildiren muhabirler ve mektup arkadaşları olarak sunarlar. Hikayelerinin modern gazeteciliğe özgü soluk kesen, gerçekçi üslupla aktarmadıkları gibi, tahmin edileceği üzere, olayların doğruluğunu denetlemeleri de söz konusu değildir. Ancak, bunu kesin bilme şansımız yok; İncil müellifleri bilebildiğimiz kaynaklarını yoklamada titiz davranmış da olabilirler.

Gelgelelim, İnciller ister istemez çoğu kez görgü tanığı anlatımlarını veya en azından söylenti ve duyumları aktarmaya dayanır. Tamamen duyumlardan oluşması ve son derece anlamsız (hatta bazı fitnecilerce uydurulmuş) olduğunun ortaya çıkması, Kitab-ı Mukaddes’i bir kurmaca eser, yani basbayağı çok kusurlu bir haber yazısı kılmaz. Müellifler bizi bu olayların gerçekten yaşandığına inandırmak ister. İsa bir kurmaca karakter olarak değil, Tanrı’nın gerçek oğlu ve yeryüzünde sahiden yaşamış biri olarak sunulur. Kitab-ı Mukaddes‘teki karakterlerin söyledikleri şeylerin birebir kayıtlar olmadığı neredeyse kesindir; ama muhtemelen söylemiş olabilecekleri şeylerin akla yakın versiyonları olarak tasarlanmıştır. Dolayısıyla diyalogların büyük ölçüde kurmaca olması, Kitab-ı Mukaddes’i kurmaca bir eser kılmaz – daha ziyade müelliflerine göre daha büyük bir hakikati açıklama niyetiyle daha küçük hakikatleri (belki yakışıksız biçimde) çarpıtmaya cüret eden bir yarı belgesel oyun sayılır.

Tarihçiler Kitab-ı Mukaddes‘in sağlamlığını sınayacak ve hikayelerini doğrulayacak başka hiçbir tarihsel kaynak bulamamıştır. Ancak, hikayeleri çürütecek kaynaklar da çok azdır. Yazılış tarihine ışık tutan son arkeolojik bulgular, sözü edilen bazı insanların ve mekanların gerçek olduğuna ve anlatılan bazı olayların gerçekten yaşandığına işaret etmektedir. Ama bu durum Cesür Yürek‘ten, hatta Kral Arthur‘la ya da Robin Hood‘la ilgili hikayelerden daha hakiki olmasına sağlamaz. Bu yüzden bazı Kitab-ı Mukaddes uzmanları onun doğru bir tarihsel belge değil, daha çok ilhamını tarihsel olaylardan ve hikayelerden almış bir edebiyat ve teoloji eseri niteliğini taşıdığını ileri sürerler. İnandığınız şeylerin ne kadarının harfiyen doğru olduğu bir inanç sorunudur.