blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Evrime inanan amerikalıların sayısı niçin bu kadar az?

Teknoloji bakımından en gelişmiş ülkelerden ABD´de en oturmuş bilimsel teorilerden bazılarına inatla karşı çıkan birçok Hıristiyanın bulunması, modern dünyanın garip ayrılıklarından biridir.

Basit bir düzeyde bakılınca, Tanrı´nın dünyadaki bütün yaratıkları bir çırpıda yarattığını anlatan Kitab-ı Mukaddes´in lafzi hakikatine inanmış olanların, dünyadaki bütün canlıların milyarlarca yıl içinde doğal olarak geliştiğini öngören evrim teorisi ile uyuşmaması kaçınılmazdır. Ama soruda bunun ötesinde bir ima var. Epeyce kavga yaşanmış olsa da, dünyanın her yanında birçok Hıristiyan, temel inançlarından ödün verdiği duygusuna kapılmaksızın evrim teorisini kabul etmekten gayet mutludur.

ABD ise farklıdır. Yakın dönemdeki anketler, Amerikalıların yarısından fazlasının evrim kavramını kökten reddettiklerini göstermektedir. Nitekim ABD´nin yanısıra 32 Avrupa ülkesi ile Türkiye´yi ve Japonya´yı da kapsayan bir anket, ABD´de evrimi kabul eden kişilerin, Türkiye dışındaki diğer ülkelerin hepsinden daha az olduğunu ortaya koymuştur. Üstelik konu Darwin´in doğal seçilim teorisine, yani evrimin tamamen otomatik, mekanik (Tanrı´dan bütünüyle azade) biçimde ilerlediği anlayışına gelince, sayı daha da düşüyor – Amerikalıların sadece yüzde 14´ü buna katılıyor. Ancak, bu fikrin bilim çevrelerinde de ancak yüzyıla yakın bir süre önce kabul gördüğünü unutmamak gerekir.

Sebep belki de birçok Amerikalının yeterince eğitimli olmamasıdır. Görünüşe bakılırsa, bilimle daha haşır neşir olan insanlar evrim kavramını daha az sinir bozucu buluyor. Ancak; Miller, Scott ve Okamoto´nun 2006´da Science dergisinde yayımlanan ve yakın dönemdeki bir Gallup anketini esas alan incelemesi, meselenin özünde aslında dinsel inançların yarattığını gösteriyor. Eğitim düzeyinden bağımsız olarak, kiliseye gitmeyen Amerikalıların yarıdan fazlası evrime inanırken, kilise müdavimleri arasında bu oran dörtte birin altında kalıyor. Ne var ki evrime inançsızlık, güçlü muhafazakar siyasetle ve kürtaj karşıtı bir tutumla sahiden el ele gidiyor -burada maneviyattan ziyade ahlaki katiyet söz konusudur. Bu bakımdan evrim konusundaki Amerikan güvensizliğinin, belki saf dinsel inançlar kadar kültürel inançlarla da bağlantılı olması akla yakın görünmektedir. Amerikan toplumunda ilerlemeye, yabancılara ve de bilime güvensizlikle bakan geniş bir kesim vardır (Barack Obamı´nın 2008´de seçilmesi bu kesimin en azından bir süredir azınlıkta olduğunu göstermektedir.)

Bu kadar çok Amerikalının bilime niçin güvensizlik duyduğunu kestirmek zordur. Belki bilimi temel inançların yanısıra üstün değerler için bir tehlike gibi görüyorlar. Belki de bilimin demokratikleştirici gücünden hoşlanmıyorlar; tıpkı muhafazakar unsurların 18. yüzyılda ilahi vahiy karşısında üstünlük kazanan, böylece Fransız ve garip bir cilveyle Amerikan devrimcilerini teşvik edici bir rol oynayan insan mantığına güvensizlikle baktığı gibi. Yahut belki Avrupa´daki birçok insanla ortak bir tutum içinde, bilimin kibirlilik eğiliminden – sorunlu ilaçlarla ve abartılı savlarla bağlantılı olumsuz çağrışımlardan- ya da Keats´in ifadesiyle “gökkuşağını sökme”, hayatı büyü ve gizemden arındırma yönündeki tehdidinden sakınıyorlar. Ancak, paradoksal biçimde, bazı evrim karşıtları gıdaların genetik yapısını değiştirme teknolojisini keyifle benimsiyor.

İkna olmamış Amerikalıların aslında evrimin hangi yönüyle uyuşmadıkları her zaman tam olarak açık değildir. Hepsi olmasa bile çoğu, doğrudan sorulduğunda yaratılışçı olduğunu belirtiyor – yani, Tanrı´nın dünyadaki bütün yaşamı yarattığına inanıyor. Ama bu inancın, canlıların bugün oldukları şekilde bir yaratılışı mı, yoksa türlerin zaman içerisinde ortaya çıkıp yokoluşuna dayalı bir süreci mi öngördüğü ve böyle bir duruma nasıl açıkladığı her zaman belirgin değildir.

ABD´de evrime karşı çıkanların güçlü bir dayanağı da “akıllı tasarım” kavramıdır. Kaynağını hiç de Kitab-ı Mukaddes´ten almayan bu sözde bilimsel görüşün amacı, belli ki evrime düşünsel gerçeklerle karşı çıkmaktır. Özü itibariyle, dünyadaki yaşam biçimlerinin şaşırtıcı karmaşıklığının ve koşullara uyum sağlama yeteneğinin bir akıl, yani Tanrı tarafından tasarlandıklarının işareti olduğu söylenir.

Bu aslında filozofların bildiği (ve uzun süredir değer vermediği) eski teolojik savdır; ama akıllı tasarımcılar büyük kaynaklar aktarılan “araştırma” enstitüşeri aracılığı ile ve gafil kişileri tuzağa düşürmek üzere internette yayılan, görünüşte “bilimsel” makaleler yoluyla ona yeni bir bilimsel cila sürmüştür. Amerikan okullarında evrimin yanısıra akıllı tasarımın da bir “teori” olarak fen derslerinde okutulması konusunda yürütülmüş birçok kavga vardır.”Tasarımcılar” çoğu kez kavgayı kazanıyor görünse de, sonuçta bu çaba başarısızlığa mahkumdur. “Akıllı tasarım”, yaratılışçılıktan daha bilimsel bir görüş olmadığı için, fen müfredatında daha fazla yer tutmamalıdır. Birçok güçlü ve inandırıcı kişinin, aleyhinde lobi çalışması yürüttüğü evrim kavramına bu kadar çok Amerikalının ikna olmaması pek şaşırtıcı sayılmaz.