blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Eskiden fabrika bacaları niçin çok yüksek yapılırdı?

Aslında bacaların çoğu yüksektir; fabrika bacalarında bu yükseklik sadece daha fazlaydı. Bacaların iki sebeple yüksek olması gerekir. Birincisi dumanı, rüzgarla taşınıp dağıtılabilmesi için yukarıya salmaktır. İkincisi ise ateş için iyi bir çekiş sağlamaktır ve herhalde Sanayi Devirimi’nin fabrika sahipleri için asıl önemli olan nokta da buydu. Sanırım, o dönemdeki sanayiciler kirliliğe pek aldırmadıklarından, Blake’in vizyonunu andırırcasına, gökyüzünü siyah dumanla dolduran şeytani fabrikalar kurdular. Sanayi Devrimi’nin ilk yıllarındaki fabrikalar bilindiği gibi buhar gücü ile çalışmaktaydı ve yüksek bacalar ateşin bütün fabrika makinelerine yeterli yoğunlukta buharı yaratacak şekilde yanması için yukarıya doğru güçlü bir hava akımını sağlamaktaydı.

Yüksek bacalar içerisi ile dışarısı arasındaki basınç farklılığı sayesinde iyi bir çekime olanak verir. Ateşin ısısı dumanların, yani “baca gazları“nın genleşerek seyrelmesini ve böylece bacadan yukarıya çıkmasını sağlar. Bunun sonucunda bacayı dolduran gazlar dışarıdaki havadan çok daha düşük bir basınçta olur. Basınç farklılığı baca kaidesine yakın bir delik aracılığı ile havayı ateşe doğru çeker ve ateşin daha harlı yanmasını sağlar. Genelde baca ne kadar yüksek olursa, baca etkisi olarak bilinen bu işleyiş de o ölçüde güçlenir.

Yüksek bir baca kurduğunuzda, büyük bir basınç farklılığı, güçlü bir çekim ve böylece bir sürü ağır makineyi çalıştırmaya yetecek buharı üreten hareketli bir ateş sıcaklığı elde edersiniz. Ancak, gereğinden fazla yüksek bir bacada gazlar yukarıya ulaştığında çok soğuduğundan etki azalır. Dolayısıyla geçmişte baca yüksekliğinin fabrikadaki buhar makinesinin ihtiyacına uygun olması gerekirdi. Sanayi Devrimi’nin başlangıcındaki bacaların sonrakilere oranla kısa olmasının sebebi buydu. 19. yüzyılın ortalarına doğru iş makinelerinin daha büyük ve buhar makinelerinin daha güçlü hale gelmesi ile birlikte, bacalar da şaşırtıcı yüksekliklere çıktı (Sanırım, yüksek bir bacadaki hava çekimi bacanın yukarısında esen rüzgarların aşağıya göre daha sert ve daha düzenli olması nedeniyle de artar. Yüksek bacalar belli atmosfer koşullarında bazen dumanın yükselmesini neredeyse önleyen sıcaklık değişimlerinden de daha az etkilenir.)

En yüksek fabrika bacası Glasgow’da 1859′da inşa edilen Port Dundas Townsend bacasıydı; 138,4 metreyi bulan boyu ile dünyadaki en yüksek insan yapısı olma özelliğini 1889′da Eyfel Kulesi’ne kaptırdı. Ama Victoria döneminin ortalarında, 100 metreyi bir hayli geçen başka birçok fabrika bacası vardı. Buharın, yerini diğer enerji türlerine bırakması ile birlikte, fabrika bacaları çelik izabe fırınlarına ve enerji santrallerine aitti. Bir zamanlar sanayi bölgelerinin kopkoyu ve dumanlı semaları, sıska ve yapraksız ağaçlardan oluşan bir orman gibi yükselerek manzarayı kaplayan fabrika bacaları ile doluydu. Şimdi modern kentsel dünyanın ortaya çıkışının can sıkıcı yadigarları olarak sadece birkaç tanesi ayakta duruyor.