blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Dünyayı bir uçtan öbür uca deldikten sonra bu delikten aşağıya atlarsan ne olur?

Dünyanın insan yapımı en derin deliği Rusya’daki Kola Yarımadası’nda, yeryüzünün 12,2 kilometre kadar aşağısına inen Kola Süper Derin Sondaj Kuyusu’dur. Sondaj 1970′te başladı ve artık ilerlemeye olanak vermeyen bir sıcaklıkla karşılaşıncaya kadar 24 yıl sürdü – tam da bu durum sorunun ne kadar farazi olduğunu gösterir. “Süper derin” delik dünyanın öbür tarafına giden yolun daha yüzde 0,1′ine bile varamadan ısıya ve basınca yenik düşmüştür.

Yani, bu soruya cevap vermek için, bir sihirle böyle bir deliğin kazıldığını ve çökmeyip öyle açık kaldığını varsaymak durumundayız. O zaman daha kaç sihir unsurunu varsaymamız gerekir? Tahminim o ki, bizden deliğe daha birkaç kilometre inmişken dünyanın iç ısısı ile kavrulma ya da artan hava basıncı ile parçalanma olasılığını unutmamız isteniyor (birazdan böyle olmayacağını göreceksiniz zaten). Aynı şekilde, bizden dünyanın dönüşüne ve uzaydaki devinimine bağlı olarak çarçabuk deliğin kenarına savrulma olasılığını da gözardı etmemizin istendiğini sanıyorum – çok, ama çok geniş ya da tam doğru açıda kazılmış bir delik söz konusu değilse. Tabii, şansınız yaver giderse kaçınılmaz akıbete varmadan biraz önce düşüşün hızıyla bilincinizi kaybedersiniz…

Bu aslında birçok kimsenin cevabını bulmaya çalıştığı popüler bir muammadır. Ancak, o kadar çok “eğer” ve “ama” devreye girer ki, her cevap bayağı anlamsızdır ve burada yürüttüğüm fikirler de onlardan aşağı değildir.

O halde bir an için insan olduğunuzu unutun ve her şeye dayanıklı olduğunuzu varsayın. Sondaj kuyusu havayla dolu olursa, bu hava dünyanın merkezine doğru gittikçe yoğunlaşır. Muhtemelen deliğin ağzına çok uzak olmayan bir yerden önce sıvılaşır, ardından da deliği tıkayacak şekilde katılaşır. İçeriye atlayacak olursanız, yerçekiminin etkisiyle gittikçe artan hava direncine denk düzeye gelmesi sonucunda normal hıza ulaşırsınız. Ancak çok geçmeden, havanın gittikçe yoğunlaşması yüzünden yavaşlamaya başlarsınız. Bu durum az da olsa bir havuza dalmaya benzer. Momentumunuz sizi aşağıya doğru belli bir yere kadar taşır, ama tekrar yukarıya çıkar ve sanki bir kuyuya düşmüşçesine, deliğin biraz aşağısından yoğun hava üstünde yüzersiniz.

Peki, ya sondaj kuyusu bir vakum tüpü biçiminde ve Dünya da durağan olursa ne olur? Eh, bu durumda deliğe dalar dalmaz ivme kazanarak dudak uçuklatıcı bir hıza ulaşmanızı hiçbir şey önleyemez – yani, yerçekimi dışındaki hiçbir şey. Dalışta dünyanın merkezine yaklaşmanızla birlikte, dünyanın kütlesi iyice içine girmiş olduğunuzdan sizi geri tutmaya başlayacaktır. Düşüş sırasında geride kalan kütlenin çekiminden kaynaklanan frenleme etkisinin, yerçekimine bağlı ivmenin sıfır olduğu dünya merkezine varmadan çok öncesiz yavaşlatarak durma noktasına getirmesi yüksek bir olasılıktır. Momentumunuz sizi aşağıya çeken yerçekiminin geri tutan yerçekimiyle dengelendiği noktanın muhtemelen biraz ötesine atılmanızı getirecektir; ama bir süre sonra tekrar denge noktasına geri “düşüş” içine girecek ve noktayı geçip bir daha düşmeye başlayacaksınız. Sonunda birkaç salınımın ardından denge noktasında dolanıp duracaksınız. Dünyanın yarıçapı 6400 kilometre olduğuna göre, söz konusu denge noktası aşağı yukarı 1600 km aşağıda olacaktır. Ve de o karanlıkta dolanıp durmanız iyiliksever birisinin sihirli bir halatı aşağıya sarkıtmasına kadar sürecektir…