blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Çin yemeğindeki zararlı kimyasal maddenin adı nedir?

Basındaki kötü şöhretine rağmen, monosodyum glutamat sıradan sofra tuzundan çok daha zararsızdır.

MSG’nin sebep olduğu iddia edilen sağlık sorunları listesi uzundur. Obezite, sinirsel tahribat, yüksek kan basıncı, migren, astım ve hormon seviyelerinde değişim. Ama MSG’yi araştıran her kamu kuruluşu onun hakkında olumlu sağlık raporu vermiştir.

Yüzyıllar boyu sadece dört temek tat (tatlı, ekşi, acı ve tuzlu) olduğuna inanıldı, ta ki 1908′de Tokyo Üniversitesi’nden Dr Kikunae Ikeda bir beşincisini keşfedene dek: “Umami” adını verdiği “etli” bir tat. İşte bu MSG’nin tadıydı. Soya sosu gibi, yemeğinize lezzet katan bir tat.

MSG korkusu “Çin Restoranı Sendromu” denilen şeyden ortaya çıktı. Dr Robert Kwok bu deyimi 1968′de, bir kaç hastası Çin yemeği yedikten sonra boyun ve kollarında oluşan çarpıntı ile uyuşukluktan şikayet ettiğinde bulmuştu. Dr Kwok bundan monosodyum glutamatı sorumlu tuttu. Sonradan yapılan bütün araştırmalar, bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken miktarın yemeği yenilmez hale getireceğini göstermesine rağmen, madde zararlı damgasından kurtulamadı.

Bugün, glutamatın neredeyse tüm doğal yiyeceklerde bulunduğunu (parmesan ve domates suyunda yüksek miktarda bulunur) biliyoruz. Bu protein, işleyişimiz için o kadar hayati önemdedir ki, vücudumuz günde 40 gram glutamat üretir. İnsan sütü, şekere alternatif olarak kullandığı glutamat açısından zengindir. MSG ve şeker bebeklere süt içirten iki şeydir.

Aslında biz çok daha zararlı bir maddeyi yiyeceklerimize umursamazca koyuyoruz. Aşırı tuz tüketimi yüksek kan basıncı, felç, koroner arter hastalığı, kalp ve böbrek yetmezliği, osteoporoz, mide kanseri ve böbreş taşı riskini artırır. Halbuki onun yerine MSG kullanmak yararımıza olacaktır.

Avrupa Birliği’nde monosodyum glutamat, besin katkı maddesi E621 olarak sınıflandırılmıştır.

Bu listedeki maddelerden isteseniz de tamamıyla sakınamazsınız:

Kavanoz ve teneke kutulardaki korkutucu “e-sayıları” neredeyse tamamen tehlikesizdir; “E”, “Avrupalı” anlamına “European”dan daha meşum bir anlam taşımaz. Sadece besinlerimizde bulunan (ve kesinlikle hepsi yapay olmayan) farklı maddeleri etkilemenin uluslararası bir yöntemidir. E sayılarından tamamen kaçınmak isteseniz de kaçınamazsınız: Soluduğumuz havanın yüzde 78′i E941′dir (nitrojen), en saf su bile tamamen E949 (hidrojen) ve E948′den (oksijen) oluşur.

Görünen o ki, tuza ait bir etiket yoktur.