blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Britanya’nın neden yazılı bir anayasası yok?

Aslında bir tane var.

Britanya’nın yazılı olmayan bir anayasasının olduğu şeklinde ki ifade,ülkenin anayasa konusunda önde gelen uzmanı Profesör Vernon Bogdanor tarafında ‘yanıltıcı’ olarak tanımlandı.

Yönetenle yönetilenler arasındaki güç dengesini sağlayan kurallar topluluğu yazılıdır.Sadece hepsinin tek bir yerde yazılı olduğu söylenemez.

İngiliz anayasası birden fazla belgeden oluşur.Bunların arasında Magna Carta (1215), Başvuru Hakkı Kanunu (1628), İnsan Hakları Beyannamesi (1689), Veraset Kanunu (1701), Parlamento Kanunları (1911 ve 1949) ve Halkın Temsili kanunu yer almaktadır.Bunlar bir araya gelince diğer ülkelerin tek bir resmi beyanla ortaya koyduğu ana ilkelerin çoğunu kapsar; kimse adaletten yoksun bırakılamaz ya da adalet geciktirilemez; parlamentonun onayı olmadan vergi salınamaz; meşru bir neden olmaksızın kimse hapse atılamaz;yargıçlar hükümetlerden bağımsızdır; seçilmemiş Lordlar, seçilmiş Avam Kamarası tarafından kabul edilmiş kanunları süresiz şekilde engelleyemez.Bu kanunlar kimin oy kullanacağını ve kraliyet sırasının nasıl işleyeceğini de belirler.

Bir de mahkemelerin verdiği kararların anayasanın bir parçası haline geldiği ‘içtihat hukuku’ var.Bunun önemli bir örneği de İlan İçtihadı’dır (1611); yani kralın (ve dolayısıyla bugünkü modern karşılığı olan hükümetin) sadece ilan ederek yeni bir suç türü yaratamayacağıdır.Bir başka deyişle,uygun kanunlarla çerçevesi çizilinceye kadar hiçbir şey kanuna karşı olamaz.

Britanya’nın tek bir yazılı anayasasının olmayışının (neredeyse diğer bütün parlementer demokrasilerde vardır) nedeni yaşıyla ilgilidir.Britanya devleti yaklaşık 1.500 yıldan beri evrilmektedir.Kurucu babaları ya da yaratılma anı yoktur, bu yüzden anayasası da parça parça eklenerek gelişmiştir.

Bunun sonucunda bazen şaşırtıcı boşluklarla karşılaşılır.Kabine’nin yasal bir varlığı yoktur;tamamen görenek meselesidir.Ne Lordlar Kamarası’nı,ne Avam Kamarası’nı kanun kurmuştur ve Başbakanlık makamı resmi olarak 1937′de tanınmış olsa da,İngiliz kanunları Başbakan’ın rolünün tam olarak ne olduğunu tanımlamaz.

Aslında o kadar da tuhaf değil.Yazarlarının her şeyi düşündüğü bir anayasa hiçbir yerde yok.Birleşik Devletler Anayasası’nda seçimlerin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda tek bir kelime yer almaz.

Bunun bir Amerikan vatandaşını şaşırtıp şaşırtmayacağını ise söylemek zor.

Kolombiya Hukuk Fakültesi tarafından 2002 yılında yapılan bir araştırmaya göre Amerikalılar’ın üçte ikisi ‘herkesten yeteneğine göre,herkese ihtiyacına göre’ ifadesinin komünizmin kurucusu Karl Marx’ın (1818-1883) kaleminden değil de,Amerikan Anayasası’ndan bir alıntı olduğunu sanmaktadır.