blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

Acıyı dilin hangi kısmı alır?

Her yeri.

Bir zamanlar okullarda ayrıntılı bir şekilde öğretilen “dil haritası”, dilin hangi bölümlerinin dört temel tattan ayrı ayrı sorumlu olduğunu anlatma iddiasındaydı; tatlı, ekşi, acı, tuzlu. Aslına bakarsanız bu oldukça yanlıştır. Tat alıcılarının olduğu her yerde -dilin tamamında ve damağınızda- aşağı yukarı bütün tatları neredeyse eşit olarak alırsınız. Aslında dört taneden daha fazla farklı tat vardır.

Dil haritasına göre, tatlı şeyleri dilimizin ucu, acı şeyleri ise dilinizin arka tarafı algılar. Ön bölümün yan taraflarıyla tuzluları, arka bölümün yan taraflarıyla da ekşiyi hissederiz. Dil haritası 1901 yılında yayınlanan bir Alman araştırması üzerine hazırlanmıştır. Ama talihsiz isimli, Harvardlı bir psikolog olan Edwin Boring (1886-1968) onu İngilizce’ye yanlış çevirmiştir. Araştırmanın aslı insan dilinin farklı tatlara görece duyarlılık gösteren bölümleri olduğunu söylemektedir. Boring’in çevirisi ise her bir tat, sadece tek bir bölgede algılanabilir anlamına gelir.

Dil haritasının asıl gizemi, yanlışlığı kolaylıkla ispatlanmasına rağmen resmi doğruluğunu uzun yıllar boyunca korumuş olmasıdır (haritaya göre tuzu algılayacak bölüme biraz şeker koymak yeterlidir). Bir başka Amerikalı bilimci Dr. Virginia Collings ilk teoriyi 1974 yılında bir kez daha gözden geçirdi. Dört ana tada olan duyarlılık dilin farklı yerlerinde farklılık gösterse bile bunun bir seviyeye kadar olduğunu gösterdi. Collings tat alıcılarının bütün tatları algılayabileceğini göstermiştir.

Dil haritasının ölümsüz hale getirdiği bir efsane de sadece dört ana tat grubunun olduğudur. Halbuki en az beş tane vardır. Pastırma, peynir, deniz yosunu ya da güveç gibi lezzetli yiyeceklerdeki protein tadına Umami denir. Tokyo Üniversitesi’nde kimya profesörü olan Kikunae Ikeda tarafından ilk defa 1908 yılında tanımlanmıştır. Ama beşinci tat gerçek payesini resmi olarak ancak 2000 yılında, Miami Üniversitesi araştırmacılarının insan dilindeki protein alıcılarını keşfetmesi ile almıştır.

“Umami” kelimesi Japonca’da lezzetli anlamına gelen umai kelimesinden türemiştir. Profesör Ikeda içeriğindeki anahtar maddenin MSG olarak da bilinen monosodyum glutamat olduğunu bulmuştur. Açıkgöz Ikeda bulduğu tarifi Ajinomoto Şirketi’ne satmıştır. Şirket 1,5 milyon tonluk sentetik MSG piyasasının üçte birini elinde tutmaktadır.

Proteinin yemek alışkanlıklarımızdaki önemini düşündüğümüzde, umaminin beynimizdeki zevk merkezini uyarması kulağa oldukça mantıklı geliyor. Örneğin yıllanmış güzel bir kırmızı şarapta umami tadı vardır. Buna karşılık acı tat bizi muhtemel bir tehlikeye karşı uyarır.

“Tat” denilen şey lezzet‘le karıştırılmamalıdır. Lezzet, tada göre daha geniş bir alanı, koku, görüş, dokunma ve hatta duymayı bile kapsayan bir deneyimdir (gevrek yiyeceklerin çıkardığı seslerin lezzetlerine katkıda bulunduğu düşünülmektedir).

Anlam-tat sentezi, beyindeki tat ve lisan merkezlerinin birbirine karıştığı, çok nadir görülen bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık sonucu her kelimenin kendine has bir tadı oluşur. Yapılan deneyde kadın hasta ne zaman kastanyet kelimesini düşünse ağzına ton balığı tadı gelmiştir.