blank
7+3=

Sorduğunuz sorular ekibimiz tarafından itina ile cevaplanıp posta kutunuza haber bırakılır. İletişim için bu formu değil de mail adresimizi kullanmanız daha makul olacaktır.

İlginç Sorular

İngiliz hükümeti ikinci atom bombasını nereye atmayı planlıyordu?

Yorkshire’a.

1953 yılında İngiliz bilimcilerin nükleer bir silahı küçük Skipsae köyünün hemen yanında ateşlemeyi ciddi şekilde düşünmüşlerdi. Bu köy, Doğu Yorkshire’da, Bridlington ve HORNSEA arasındaki sahil şeridinde yer almaktaydı. Nüfusu yaklaşık 630 kişiydi. Orta Çağdan kalma kilise ile Normandiyalılar’dan kalma bir kalenin yıkıntıları vardı o kadar.

Köy tamda bu izole ve göze çarpmayan hali yüzünden ayrıca Hull’daki Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne yakınlığı Aldermaston’da yer alan Atomik Araştırma Kuruluşu!ndaki bilimcilere uygun gelmişti. 1952 yılında Avustralya!nın kuzey batısındaki Monte Bello adalarının açıklarında gerçekleştirilen sualtı patlatma çalışmalarının başarısından sonra Birleşik Krallıklar sahillerinde atom bombalarını yüzeyde patlatabilecekleri yerler arıyorlardı. Skipsae bu iş için biçilmiş kaftandı.

Doğal olarak köyün ileri gelenleri bu fikre karşı çıktı, çünkü patlama alanı sahildeki bungalow ve kulübelerin çok yakınındaydı ve yol hakkı olan bir arazi bu alanın tam ortasından geçiyordu. Aldermaston ekibi sonunda boyun eğdi ve planları için yeniden Avustralya’ya döndüler.

1956-1957 tarihleri arasında yapılan yedi yüzey patlamasının incelendiği Güney Avusturya!daki Maralinga testlerin sonuçları, Skipsae’nin – ve tabii bütün İngiltere’nin- bir facianın eşiğinden nasıl döndüğünü göstermiştir. Avustralya kıta sının iç kısımlarının tamamı radyasyona maruz kalmış, birbirinden 3200 km uzaklıktaki test istasyonları radyoaktivitenin 100 kat arttığını rapor etmiştir. Hatırı sayılır bir serpinti Melbourne ve Adelaide’a kadar ulaşmıştır.

Maralinga bölgesi, yerel Pitjantjatjara ve Yankunytjatjara halkları için kutsal bir yerdi(bölgenin adı “Gök gürültüsünün Mekanı” anlamına geliyordu) ve bölgeyi boşaltmaları konusunda çok büyük beceriksizlikler yaşanmıştı. Patlamalardan sonra alınan güvenlik tedbirleri yeterli olmamış ve bütün ikaz tabelaları İngilizce yazılmıştı. Sonuç olarak Aborjinler hemen evlerine geri döndü.

Dahada şaşırtıcı olan İngiliz ve Avustralyalı askerlerin radyoaktivitenin askerler üzerindeki etkisinin incelenmesi için bir an önce bu bölgeye gönderilmeleriydi. Tahminlere göre bölgeye gönderilen 7.000 kişinin yüzde 30!u daha 60 yaşına gelmeden çeşitli kanser hastalıkları yüzünden hayatlarını kaybettiler. Yerel halk üzerindeki etkisi ise çok daha kötüydü; körlük, şekilsel bozukluklar ve kanser oranında artış rapor edildi.

Gazi derneklerinin ve yerel aborjin gruplarının baskısı sonucu 1984 yılında McClelland Kraliyet Komisyonu kuruldu. Komisyon, yedi denemenin de “uygun olmayan koşullarda” yürütüldüğünü açıkladı ve ancak 2000 yılında sonuçlanan bir temizlik işine girişilmesi emrini verdi. 1994 yılında yerel halk için 13.5 milyon dolarlık bir tazminat fonu açılıp Avustralyalı gaziler için de sınırlı bir ödeme yapıldı.

Bu kitap yazıldığı sırada İngiliz hükümeti nükleer test programından sağ çıkan İngilizler için resmi bir tazminat planı yapmış değildi.